Monday, May 4, 2015

Sunday, May 3, 2015

Mallorca'da tek başına 1 (gezi hazırlığı)

Tarkovski bir röportajında diyor ki "Yalnızlığı sevmeyi öğrenin, kendinizle başbaşa daha fazla vakit geçirin. Bir çocuk gibi tek başınıza olabilmeyi unutmayın. Kendinden sıkılmak çok tehlikeli bir hastalıktır.". 
Yalnız başına yolculuk yapmanın da, insanın kendini tanıması, dünyayı kendi gözleriyle görebilmesi için bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Yollar, insanlar, kasabalar, sahiller, evler, konuşur bizimle, eğer dinlemek istersek.
İşte bu düşüncelerle aldığım biletlerden birisi Mallorca bileti. Bileti almışım da, seyahate gidecek olduğum, iki gün önce aklıma geldi. Evimi özlemiştim, yorgundum, ve yapacak çok işim vardı. Lufthansa'yı arayıp bilet iptal koşullarını bile tekrar sordum bilmeme rağmen. Tamamen iade ediyoruz deseler, evrenden bana bir işaret olarak almaya hazırım.
Neyse sonra oturup uzun uzun haritaya, yollara, sahillerin resimlerine bakıyorum, köylerin tarihini okuyorum, bir de hangi tip insan ne tür yerlere gitmiş diye bloglara göz gezdiriyorum. Sonra kendim için Palma ve yakınlarının, güneybatı sahilinin asla asla asla kategorisinde olduğuna kanaat getirip 4 günlük planımı yapıyor, arabamı internet üzerinden kiralıyorum. Ilk gece için otelimi de buluyorum. Sonrasına orada yolda bakarım, nerede akşam orada sabah yaparım diyorum. Seyahat ederken, öncesinde çok araştırıp okuyup, bu bilgimi oraya gittiğimde kendi gözlerimle de gördükten sonra duygularımla karar vermek için kullanmayı seviyorum. Yolda ve özgür olmak çok güzel bir duygu çünkü.
Evet, kabaca rotamı belirliyorum, bakalım oradayken ne değişiklikler olacak:
Gün 1: akşam Palma'ya varış, arabayı devralıp, doğrudan Valdemossa'ya yolculuk. Valdemossa, emeviler döneminden kalma "Musa Vadisi" anlamındaki adı, sarı taştan evleri ve sokaklarıyla şirin küçük bir kasaba. Miro, Picasso, Borges gibi pek çok sanatçının yolu buradan geçmiş olsa da, en önemlisi bir kış vakti buraya kaçıp gelen Chopin ve (takma ismiyle) George Sand. 
Gün 2: biraz Valdemossa'da yürürüm, manastıra giderim, belki modern sanat müzesine de. Belki biraz aylaklık ederim, belki de sahile inerim, oradan sanatçılar köyü Deia ve Port Soller tarafına giderim. Fornatux, Pollença da kesinlikle listemde ama belki ertesi gün. Belki Deia tarafında kalırım.
Gün 3: Kuzeybatı tarafında Serra de Tramunta'nın köylerinin keyfini sürmeye devam. Belki akşamında adanın oratsındaki Sineu köyüne giderim. Çünkü bugün günlerden Salı ve Çarşamba sabahı Sineu'da pazar kurulacak.
Gün 4: Sineu'da pazar keyfi. İnek, koyun bile satılan bir köy pazarıymış burası. Biraz köyü gezerim sonra da Santanyi tarafındaki güneydoğu koylarını keşfe giderim. Coves de Drach'ın bulunduğu Ponte Kristo ile yapay inci fabrikasının blunduğu Manacor'u pas geçeceğim, çünkü çok turistik. Gün sonunda Palma'ya yakın bir yerde kalayım, çünkü son gün biraz Palma eski şehir ve modern sanat müzesini, Gaudi'nin katedralini ve meşhur Mercat Del Olivar'ı görmeyi istiyorum.
Gün 5: Gün 4 den temsili bir plan yaptım bugün için, ama ne demişler, kısmet. Akşam 18 de geri döneceğim tek belli olan bu.
Valdemossa'da kaldığım yerden devam etmek üzere...

Thursday, February 26, 2015

Samos - 08.2013

Sonunda Samos'a ikinci kez gidiyorum. Ilkinde, kalabaliktik, ve ayni gün dönmemiz gerekiyordu, keyfim nereye isterse dag, tas direksiyon sallayamamistim. Bu sefer, ruhuma bir kac günlük kacamak yaptirmak istedim, sirt cantami aldim, bir sabah kusadasi limanina gittim. 08:30'da Meandros travelden, acik dönüs 55 EUR olan biletlerden aldim ve kosarak feribota yetistim. (Eger yol parasini daha hesapli yapmak isterseniz, kadinlar plajinin oradaki seyahat acentelerinden pazarliga tabii olarak biraz daha ucuza alabilirsiniz.)
Yaklasik 1.5 saat süren yolculugun üzerine Vathy limanina yanastik. Hava sicak, ege denizi carsaf gibi, eylül yaklasirken deniz her zaman daha güzel olur zaten.